Bozdağ: Çarpanlarıyla 1.5 milyona istihdam sunuyoruz

Bazı insanlar vardır, çalışmayı en büyük ibadet görür… Bazı insanlar vardır baktıkça şevklenir, ‘iyi ki ülkemde böylesi çalışkan iş insanları var’ dersiniz. Bazı insanlar vardır bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile kendilerine hayran bırakırlar.

İşte bugün size öyle bir kişiyi anlatacağız. Bu kişinin adı Hüseyin Bozdağ… Kısa adı YESİDEF olan Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Bozdağ, bitmek nedir bilmeyen enerjisi ile dün olduğu bugün de ülkemiz ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyor. Sayın Bozdağ, özellikle gençlerimizin mutlaka tanıması gereken bir isim. İş aşkı ile yanıp tutuşan, çocuk yaşlarda çalışmaya başlayan çalışkan başkan, “Çalışmadan hiçbir başarı gelmez” diyor. Gazeteci Ahmet Doğan’ın sorularını YESİDEF Başkanı sayın Bozdağ cevaplandırdı.

Hüseyin Bozdağ kimdir, size tanıyabilir miyiz?

Ömrüm çalışmakla geçti diyebilirim. Sivas-Gürünlü’yüz biz. Tipik bir Anadolu ailesiyiz. Babam şofördü. 750 lira maaş alırdı. Bunun 500 lirasını gecekonduya verirdik. İstanbul’a göçle beraber iş yaşamına erken başladım.

Pazarda limon satmadan ayakkabı boyacılığına, çaycılıktan bakkallığa, bakkallıktan da yemek sanayine kadar birçok alanda alınterimle çalıştım, kazandım… Hobi olarak başladığım STK’larda bir de baktım ki başkan olmuşum. Gerek yöresel gerekse de global derneklere üye oldum. İTO’nun en genç meclis üyesiyim, İSO’nun en genç meslek komitesi üyesiyim, TİM’in en genç başkan vekilliğini yapmış durumdayım. TOBB’da uzun yıllardır görev yapıyorum. Rahmetli babam, “Oğlum eğer paran çoksa paranın zekatını çok vereceksin, eğer sağlığın yerindeyse insalığa hizmet edeceksin” derdi. Bu desturla ben de sektörüme ve insanlığa hizmet etmeye var gücümle devam ediyorum. Türkiye’de Avrupa catering birliğinin yönetim kuruluna kadar yükselen ttek isim ve firma olarak çalışmalarıma devam ettim. Üretmek, çalışmak, çalıştırmak bizim için en büyük ibadettir. Dünya çapından ihracat yapacağız. Türkiye’den dünyaya açılacağız. Dünya artık kocaman bir köy. Eğer yapabiliyorsak o köye muhtar olacağız.

Yurtdışı çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

2008 yılına kadar yöresel tatlarımızı dünyaya taşımak gibi bir misyon edinmiştik. Gıda ihracatı yaptık, kendi markamızla marka yaratarak 22 ülkeye ihracat yaptık. Krizlerden öğrendiğim bir şey vardı, bir iş adamının mutlaka bir ayağının yurtdışında olması gerekiyor. Benim türevim ne gıda. Ben gıda türevinde yurtdışında işler yapmaya başladım. Cezzayir, Sırbistan, Rusya, 2017’den beri hedefimiz Ortadoğu oldu. Katar’a gittik. Katar’a giderken Hadımköy-Arnavutköy Sanayici Iş Adamları Derneği’ni de götürdüm. Fıfa 2022 cup’tayız. Ankara 3 saatlik uçuş mesafesinde yaklşaşık 3.5 milyar insan yaşıyor. Özellikle gençlerimize sesleniyorum, umutlu olmak, çok çalışmak gerek. Dünyayı hedeflenerek ortaya çıkmamız lazım. Biz, ‘Çok olacağız, dünyanın yemeğini de biz yapacağız’ diyoruz.

Sektörün fotoğrafını çeker misiniz, sektörün büyüklüğü hakkında neler söylemek istersiniz?

İSO ile sektör olarak karar aldık. Türkiye’de 400 bin direkt çalışanı dolaylı olarak 1.5 milyon çalışanımız ile muazzam büyüklükte bir sektörüz. Lojistikten tarıma, hayvancılıktan kimyacısına, camcısına, tekstilcisine kadar çok geniş bir yelpazede istihdam yaratıyoruz. İSO’nun 55 meslek komitesinden 46’sında biz varız. Türkiye genelinde 6 bin lisanslı şirketimiz var. Yaklaşık 6.5 milyar dolarlık pazar işliyoruz. Türkiye’deki iş gücü TÜİK verilerine göre 20 milyon. Herkes, çalışanına kanuna göre öğlen yemek vermek zorunda. Aklınıza gelebilecek her yerde biz varız. İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği de bizim göz bebeğimiz. Sayın Sedat Zincirkıran Başkan liderliğinde çalışmalarımız dernek bazında da sürüyor.

Pandemiye en hazır sektör biziz

Endüstriyel yemek sektörü, pandemiye en hazır sektördür. Biz, maskeyi 33 yıl once tanıdık. Eldivensiz, volesiz, galoşsuz kişi çalıştırmayız. Bizim dokunduğumuz alan direkt sağlıkla ilgili.

Biz, pandemi içerisinde kahramanlar gibi çalıştık. Pandeminin gizli kahramanları yemek sanayicileridir. Lokantaların kapalı olduğu, paket servislerinin olmadığı bir yerde bizler ortaya çıktık ve endüstriyel yemek sanayi olarak can kurtardık. Sektör, sermaye biriktiremedi. Sermeya sorunumuz var maalesef.

Kimse umutsuzluğa kapılmasın

Meslektaşlarımıza ve özellikle sektörümüze şunu demek isterim: Kimse umutsuzluğa kapılmasın. Biz, bitmek tükenmek bilmeyen Anadolu’yuz. Dünyaya açılmalıyız. Dünyaya açılırken de altyapımızın olması lazım. Ben 50 yaşından sonra dil öğrenmeye başladım. Herkesin dil sorununu çözmesi lazım. Okullarımızda gastronomi bölümlerinden mezun çok iyi yetişmiş, nitelikli kişiler var. Ama dil bilemediğimiz için maalesef yetişmiş kalifiye elemanlarımız atıl vaziyette duruyor. Bu gereği de görmemiz gerekiyor. Biz, her zorluğu yenen, zorlukları anında aşan zeki ve becerikli ve dahası çalışkan bir toplumuz. Sektörümüzün çok ciddi bir know-how’ı var.  Bunu bir sanatçı titizliği ile işlemeliyiz.

Yemek sanayicilerine göre gıdada fahiş artış enflasyon rakamlarına yansımıyor

Pandemide yüzde 60 küçülen yemek sanayicileri, ayakta kalmak için fiyatları doğru saptayacak “tencere enflasyonu” denilen bir kalem açılmasını istiyor.

Pandeminin darbelerini yiyen sektörlerden biri de yemek sanayicileri. Kapanan ya da evden çalışma kararı alan işletmeler ve kurumların çalışanlarına yemeği kesmesi nedeniyle yüzde 60’a yakın küçülen sektörü şimdi de gıda fiyatlarında durdurulamayan artışlar vuruyor. Yıllık sözleşmelerle çalışan firmalar enflasyonun doğru hesaplanmadığını da belirterek hesaplara yeni bir kalemin eklenmesini istedi. “Tencere enflasyonu…”

Yemek fiyatlarını yıllık sözleşmelerle enflasyon oranında belirlediklerini söyleyen Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Bozdağ, ancak açıklanan rakamların gerçek enflasyonu yansıtmadığını belirtti. Bozdağ, şunları söyledi:

“Geçen yıl 105 TL’ye aldığımız yağı şu anda 260 TL’ye alıyoruz. Ürün bazlı bakınca, ortalama yüzde 40 enflasyon var maliyetlerimizde. Ancak açıklanan resmi enflasyon rakamları çok düşük olduğu için biz bu artışları fiyatlarımıza yansıtamıyoruz. Enflasyon kaleminin doğru hesaplanması gerekiyor. Tencere enflasyonu dediğimiz yeni bir kalemin açılması gerekiyor. Çünkü biz sanayi işi yapıyoruz ve kontratlarla bağlıyız. Yani Ayşe Teyze bir kilo et alamadığı zaman zeytinyağlı yapabilir ama ben o eti almak zorundayım, sözleşmem var” dedi.

Restoran ve hizmet sektörüdeki yüzde 1’lik KDV uygulamasının da sektörü zora soktuğunu söyleyen Bozdağ, “Biz bütün ürünlerimizi en az yüzde 8 KDV ile alıyoruz ama bu işletmelere yüzde 1 ile fatura ediyoruz. Bu şekilde her işletmemizin devletten 1 milyon TL’ye yakın alacağı var. Sektörün toplam alacağı 500 milyon TL’nin üzerinde” diye konuştu.

YÜZDE 50 ARTIŞ

Sektörün en büyük probleminin maliyet artışları olduğunu belirten İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sedat Zincirkıran ise şunları söyledi:

“Bakın sırf elektrik ve doğalgaza gelen son zam bile bizim belimizi büktü. Bizim bir sürü soğutma sistemimiz var ve 24 saat sürekli olarak çalışıyorlar. Hijyen sebebiyle tek kullanımlık kap ve malzemelere geçtik, artış var. Gıdadaki stokçuluk bütün dünyada almış başını gidiyor. 2020’den bu yana bizim maliyet kalemlerimizde yüzde 50’nin üzerinde artış oldu. Bizim bu maliyetleri müşteriye yansıtmamız şart.” https://34add75fde5bcbced6632ad0c3bceea6.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

YEMEK, ÇALIŞANIN HAKKI

Sektörün 2020 yılında kapasitesini yüzde 20’ye düşürdüğünü ve halen yüzde 60’larda olduğunu söyleyen Zincirkıran şöyle devam etti:

“Üniversitelerin ve özel okulların kapanması, evden çalışmaya geçilmesi sektörümüzü küçülttü. Özellikle evden çalışma döneminde firmalara yemek veremedik. Yemek aynı zamanda personelin özlük hakkıdır, bu haktan vazgeçilemez.”

ARTIŞA YETİŞEMİYORUZ İFLASLAR BAŞLAYACAK

Temmuz ayında gıda fiyatlarının yüzde 3.18 oranında arttığını, böylece gıdada yedi aylık artışın yüzde 20.18’i bulduğunu duyuran Bursa Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Coşkun Dönmez, “İflasların başlamasından korkmaya başladık” diyerek şu bilgileri verdi:

“Düşük kârlarla çalışan sektörümüzde hammadde fiyatlarının sürekli artması sürdürülebilir bir durum değil. Artık daha kısa zaman dilimlerinde fiyat güncellemeleri yapmak durumundayız. Fiyat artışlarına yetişemez hale geldik. Son zamlar ile dört kap yemekten oluşan ham mönü maliyetimiz 12 TL’yi buldu. Menü maliyetlerimiz 16 / 18 TL’yi bulabiliyor. Bu durumda satış fiyatlarımızın 18 / 20 TL’ye çıkıyor. Bizim maliyetlerimizin yüzde 50’sini ham gıda oluşturuyor. Bunu ucuzlatmamız imkânsız. Kâr marjlarımız yüzde 6-8. Bu durum sürdürülebilir değil. Kârsız işletmeler yatırım yapamaz. Yatırım yapamayan işletme ise ayakta kalamaz. Unutulmasın ki sektörde yaşanacak olumsuzluklardan herkes zarar görür” diye konuştu.

Atom karınca göreve geldi önce kapanan şirketleri açacağız dedi

Hazır yemek veya toplu yemek sektörünün sanayi odasında temsil edilmediği günlerdi. Yani sektörden sayılmadığı zamanlardı… Hüseyin Bozdağ ve arkadaşlarının bunun mücadelesini yaptığı yıllardı. Sektörün sektör sayılması için mücadele İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği bünyesinde veriliyordu. İşte o günlerde sektörün Türkiye çapında örgütlenmesi gündeme gelmişti. Birkaç ilde daha yemek sanayicileri bir araya geldi. Ve Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (YESİDEF)  kuruldu. Sektörün mücadelesi Türkiye çapına yayıldı. Sektör yavaş yavaş bütün kurum ve kuruluşlarda temsil edilmeye başlandı. İlk günden beri hazır yemek veya toplu yemek sektörünün bir sektör olduğunu savunan Hüseyin Bozdağ geçtiğimiz günlerde yeniden YESİDEF başkanlığına getirildi. Sektörün atom karıncası yeniden YESİDEF’te bayrağı devraldı. Hem de Sedat Zincirkıran’ın da yer aldığı tek liste ile gidilen seçimde başkanlığa seçildi. Bozdağ, 2013-2015 yıllarında da YESİDEF Genel Başkanlığı’nı yapmış ve görevi Sedat Zincirkıran’a devretmişti. 2015-2021 döneminde 6 yıldır YESİDEF Genel Başkanlığı yapan Sedat Zincirkıran ile Hüseyin Bozdağ, yeniden halef-selef oldular. Zincirkıran 6 yıl önce aldığı görevi yeniden Bozdağ’a devretmiş oldu. YSEDİEF Genel Başkanlığı’na seçilen Hüseyin Bozdağ, aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sanayi Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi. Hadımköy Arnavutköy Sanayici İşadamları Derneği Başkanı, DEİK Türkiye Katar İş Konseyi Üyesi… Yaklaşık 5 bin firmayı temsil eden YESİDEF’in sektörde 400 bin çalışanı olduğunu söyleyen Hüseyin Bozdağ yeni döneme ilişkin şu mesajları verdi: . “Türkiye pandemi dolayısıyla zor bir dönemden geçiyor. Bu zor dönemde sektör adına önemli çalışmalar yapan Sedat Zincirkıran’a teşekkür ediyorum. Zincirkıran pandemiden en fazla etkilenen hizmet sektörünün bir parçası olan sektörümüzün bu dönemi atlatması için çaba gösterdi ve süreci çok iyi yönetti.” . “Bütün çabalara karşın, bütün sektörler gibi pandemi döneminde kapanmalar oldu ve bu durum Federasyon’a bağlı dernekleri de etkiledi. Federasyon olarak önce kapanan derneklerimizle ilgileneceğiz.” . “81 ile de dokunmak istiyoruz. Yemek sanayisinin güçlü olmadığı illerde bölge dernekleri kurarak her yerde var olacağız. Derneklerimizin bulundukları illerde sanayi odaları ile yakın çalışmalarını sağlayacağız.” . “Kamu ile ilişkilerin geliştirilmesi de önceliklerimiz arasındadır. Kısa süre içinde bütün derneklerimizi sektörü bir araya getirerek sorunları ve çözüm yollarını ortaya koyacağız. Pandemi sürecinde büyük kayıplar yaşandı. Açılma kararların ardından yaşanan hareketliliğin iyi değerlendirilmesi gerekir. Bunun için çalışacağız.” . “Amacımız, sektörümüzü güçlü bir biçimde ayağa kaldırmaktır. Yemek sanayicileri olarak biz sadece Türkiye’yi değil dünyayı doyurmaya talibiz. Firmalarımızın yurt dışına açılmalarına da katkı sağlayacağız.” . “Toparlanmanın ardından kısa dönem içinde sektör olarak yurtiçi işlerde yüzde 10, yurtdışı işlerde yüzde 5 büyümeyi hedefliyoruz. Enflasyon dolayısıyla yaşadığımız ciddi fiyatlama sıkıntısı var. Sözleşmelerimiz yıllık. Oysa özellikle gıda fiyatları hızlı yükseliş gösteriyor. Bu sorunu bir şekilde aşmamız gerekiyor. Çalışma konularımızın başında bu sorunun geldiğini de belirtmek isterim.” Hüseyin Bozdağ’ın dünyayı doyurma açıklaması aslında yarım kalmış bir hikaye… Geçtiğimiz yıllarda bir yandan sektörün sanayi odalarında temsil edilmesi için çalışmalar yapılırken bir yandan Avrupa Catering Birliği ile irtibat kuruldu. O yıllarda önemli görüşmeler yapıldı. Hatta İstanbul’da uluslararası bir toplantıya ev sahipliği bile yapıldı. Katar’a yemek satmayı başaran Hüseyin Bozdağ şimdi dünyaya açılma hikayesini yeniden başlatıyor. Umarız bu çalışma sektöre bir başarı hikayesini olarak yeniden döner.

http://www.gazeteekonomi.com/atom-karinca-goreve-geldi-once-kapanan-sirketleri-acacagiz-dedi-makale,195784.html

Gazete Ekonomi, iş ve ekonomi dünyasındaki gelişmeleri bağımsızca aktaran haber siteniz.

Bozdağ, Zincirkıran’dan görevi devraldı

YESİDEF’te yeni dönem

Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu’nda (YESİDEF) yeni dönem. 30 Haziran 2021 tarihinde toplanan genel kurulda yapılan seçimde Hüseyin Bozdağ Genel Başkan seçildi. Yeni Yönetim’in yanı sıra Genel Kurul’da, Denetim ve Disiplin Kurulu’nun yeni üyeleri de belli oldu.
Seçime, Hüseyin Bozdağ’ın yanı sıra mevcut başkan Sedat Zincirkıran’ın da yer aldığı tek liste girdi.
Bozdağ, 2013-2015 yıllarında da YESİDEF Genel Başkanlığı’nı yapmış ve görevi Sedat Zincirkıran’a devretmişti. 2015-2021 döneminde 6 yıldır YESİDEF Genel Başkanlığı yapan Sedat Zincirkıran ile Hüseyin Bozdağ, yeniden halef-selef oldular. Zincirkıran 6 yıl önce aldığı görevi yeniden Bozdağ’a devretmiş oldu.
YESİDEF, Türkiye’nin değişik kentlerinde kurulan yemek sanayici derneklerinin üst örgütü.
YSEDİEF Genel Başkanlığı’na seçilen Hüseyin Bozdağ, aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Sanayi Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi. Hadımköy Arnavutköy Sanayici İşadamları Derneği Başkanı, DEİK Türkiye Katar İş Konseyi Üyesi.
not: Bu sayfada yönetim kurulu asil-yedek listesi de var.

Sedat Zincirkıran:
Yemek sanayisi 400.000 çalışanı ve
5.000 firmayla önemli bir sektördür

Son 6 yıldır YESİDEF Genel Başkanlığı görevini yürüten Sedat Zincirkıran, 30 Haziran’daki Genel Kurul’da görevi Hüseyin Bozdağ’a devretti.
Pandemi dolayısıyla Türkiye’nin, özellikle de sektörün en zor döneminde YESİDEF Genel Başkanlığını yürüten Sedat Zincirkıran, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, yürütülen çalışmaları ve beklentilerini yürüttüğü şöyle dile getirdi:
“2015 yılından bu güne kadar yürüttüğüm Yemek Sanayicileri Federasyonu Başkanlığı’nı Genel Kurulu’muzda aday olmayarak yeni bir Yönetim Kurulu ve Başkana hayırlısı ile devir ettim. Endüstriyel yemek sanayi 400.000 çalışanı ve 5.000 firmasıyla oluşturduğu federasyon, hepimiz için çok önemli bir meslek örgütüdür. Burada tarihe de bir not düşmek ve bu günden sonra Federasyonumuzu daha da ileriye götürebilmekle ilgili 2015 yılından beri yürüttüğüm Başkanlığımda edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Türkiye’nin birçok bölgesini şemsiyesi altında tutan Federasyonumuzu oluşturan Derneklerin Başkanlarına ve Yönetimlerine çok iş düşüyor. Başkanlarımızın kendi bölgelerine bağlı firmalarının bilhassa devletle olan işlerinde yetim hakkının özellikle korunması için azami çaba göstermeleri gerekmektedir
Federasyonumuzu oluşturan derneklerin başkanları, derneklerin yönetimleri birtakım farklı yaklaşımlarla, perde arkası aksiyonlarla, çeşitli hareketlerle içinde bulundukları Federasyonun yönetiminin arkasından farklı yaklaşımlar çekmemelidirler.
Federasyon Başkanı, yönetim kurulu üyelerinin kendi siyasi çizgileri ve etnik yapıları ne olursa olsun hiçbir şekilde federasyon yapısı içine bulaştırmamaları gerekmektedir.
Federasyon başkanı ve yönetim kurulunu teşkil eden arkadaşlarımızın kendi iş çevreleri ve çıkarları için federasyon ön yüzünü katiyetle kullanmamaları gerekir.
Federasyonu oluşturan her derneğin endüstriyel yemek işi ile ne kadar yakınlığı vardır? Bunun incelenmesi gerekir. Bu işte elini taşın altına koyan, aktif endüstriyel yemek işinden ekmeğini kazanan kişilerin federasyon ve derneklerde yer alması sektörü ileri taşıyacak önemli bir unsurdur.
Benim bütün çabalarım yukarıda belirttiğim çerçeveler içinde yüzbinlerce kişiye ait bir sektörü sağlıklı bir yolda ileriye yürütebilmektir.
İYSAD Başkanı olarak önümüzdeki dönemlerde de yukarıda belirttiğim çerçeveler içinde her türlü desteğimle yeni yönetimin yanında olacağımı vurgulayarak belirtmek isterim.

Hüseyin Bozdağ:
Sadece Türkiyeyi değil,
dünyayı doyurmaya talibiz

30 Haziran 2021 tarihinde toplanan Genel Kurul’da ikinci kez YESİDEF Genel Başkanlığı’na seçilen Hüseyin Bozdağ, yayımladığı mesajda, Türkiye’nin pandemi dolayısıyla zor bir dönemden geçtiğini belirterek, bu zor dönemde sektör adına önemli çalışmalar yapan ve başarılı olan Sedat Zincirkıran’a teşekkürlerini ifade etti. Bozdağ, “Sayın Zincirkıran pandemiden en fazla etkilenen hizmet sektörünün bir parçası olan sektörümüzün bu dönemi atlatması için çaba gösterdi ve süreci çok iyi yönetti” dedi.

81 il’e dokunmak istiyoruz

Bütün çabaları karşın, bütün sektörler gibi pandemi döneminde kapanmalar olduğunu ve bu durumun Federasyon’a bağlı dernekleri ve çalışmalarını da etkilediğini anlatan Bozdağ, şu görüşleri dile getirdi:
“Federasyon olarak önce kapanan derneklerimizle ilgileneceğiz. 81 il’e de dokunmak istiyoruz. Yemek sanayisinin güçlü olmadığı illerde bölge dernekleri kurarak her yerde var olacağız. Derneklerimizin bulundukları illerde sanayi odaları ile yakın çalışmalarını sağlayacağız. Kamu ile ilişkilerin geliştirilmesi de önceliklerimiz arasındadır. Kısa süre içinde bütün derneklerimizi sektörü bir araya getirerek sorunları ve çözüm yollarını ortaya koyacağız. Pandemi sürecinde büyük kayıplar
yaşandı. Açılma kararların ardından yaşanan hareketliliğin iyi değerlendirilmesi gerekir. Bunun için çalışacağız.
Amacımız, sektörümüzü güçlü bir biçimde ayağa kaldırmaktır. Yemek sanayicileri olarak biz sadece Türkiye’yi değil dünyayı doyurmaya talibiz. Firmalarımızın yurt dışına açılmalarına da katkı sağlayacağız.
Toparlanmanın ardından kısa dönem içinde sektör olarak yurtiçi işlerde yüzde 10, yurtdışı işlerde yüzde 5 büyümeyi hedefliyoruz.
Enflasyon dolayısıyla yaşadığımız ciddi fiyatlama sıkıntısı var. Sözleşmelerimiz yıllık. Oysa özellikle gıda fiyatları hızlı yükseliş gösteriyor. Bu sorunu bir şekilde aşmamız gerekiyor. Çalışma konularımızın başında bu sorunun geldiğini de belirtmek isterim.”

Herkes kendi işini yapsın en iyi yemeği biz üretiriz

TOBB Sanayi Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi Hüseyin Bozdağ ile endüstriyel yemeğin durumunu konuştuk. Herkesin kendi işini yapmasını isteyen Bozdağ, Milli Eğitim Bakanlığı’na şöyle seslendi: “Bir firma endüstriyel yemek üretiyorsa, işletmelere ve kamu kurumlarına bu hizmeti o firma vermeli. Hiçbir işletme ve kurum kendi yemeğini kendisi yapmamalı. Böylelikle güvenli ve sağlıklı yemek üretmiş olacağız.”

 

TOBB Sanayi Konseyi’nin endüstri meslek liseleriyle ilgili önemli bir projesi var. Bu çalışmadan bahseder misiniz?

Milli Eğitim Bakanlığı ile endüstri meslek liseleriyle ilgili özel protokol imzaladık. ‘Meslek Liseleri Memleket Meselesi’ teması çerçevesinde yaptığımız protokolle İstanbul’da 39 meslek lisesinde özel anlaşma yaptık. Bu okulların gastronomi, yiyecek-içecek bölümlerinde okuyan, otel ve turizmcilik bölümlerinde eğitim gören öğrencilerin hepsinin hamisi konumundayız. Bir yıldan fazla bir süredir devam eden bu projemiz sayesinde öğrencilerin stajlarını, istihdamlarını karşılıyoruz. Endüstri meslek liselerinin değeri, Covid-19 sürecinde daha iyi anlaşıldı. Bu dönemde milli mücadelenin içerisinde birer askerler gibi çalışan meslek liseliler, solunum cihazı ürettiler, maske, hijyen setleri ve dezenfektan üretimi gerçekleştirdiler.

Yeni neslin sağlıklı beslenmesi üzerinde hassasiyetle durduğunuz bir konu. Bu kapsamda ne tür girişimleriniz var?

Yeni neslin beslenmesi konusu çok önemli. Bu kapsamda hazırladığımız projemizi 2012 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduk. Bunun yanı sıra başta anamuhalefet partisi olmak üzere TBMM’nin tüm bileşenleriyle birlikte bu konuyu konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 2019’da yeni neslin beslenme projesini yol haritasına koydu. Okullardaki sağlıklı yemek projesini o günden bugüne kadar getirdik. Aynen ‘kentsel dönüşüm’ dediğimiz gibi ‘aşsal dönüşüm’ ismini verdiğimiz bir proje bu. TOBB’a bağlı endüstriyel yemek sektöründeki kuruluş sayısı yaklaşık 6 bin. Bu işletmeler 450 bin kişiyi istihdam ediyor. Ayrıca tarlada yetişen ürünün, ahırlarda beslenen her hayvanın 100’nden 25’ini bu işletmelerimiz alıyor.

Aşsal dönüşüm projesinin diğer bir ayağı özelliği sosyal bir proje olması. Öğrenciler zengin-fakir ayrımı olmaksızın aynı masanın etrafında tabldotta buluşacak ve sosyalleşecekti. İkinci bir konu, çocuklara test verin çözsünler, tost verin yesinler mantığının kırılması. Bu projeyle çocuklar annesinin yemeğiyle buluşup, sağlıklı beslenme imkanına kavuşacaktı. Türkiye’nin şu an yüzde 30’u obez. Bu durum Covid-19’dan daha tehlikeli. Türkiye her yıl obeziteden kaynaklı hastalıkların ilaç ve tedavi masrafları için 10 milyar dolar para harcıyor. Biz TOBB olarak aşsal dönüşümü projelendirdik. Bir önceki Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz, proje kapsamında pilot bölge oluşturulmasına onay verdi. Ancak bu gerçekleşemedi. Yeni Bakanımız Ziya Selçuk projeyi kabul etti ancak bu kez de karşımıza Covid-19 salgını çıktı. Bu çalışma ulusal beslenme projesi adı altında geçiyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın ortak koordinasyonunda gelişen bir proje. 3 buçuk milyon öğrenci pilot seçilip bölgesel olarak hayata geçirilecek. İnşallah pandemi sürecinden sonra devletimiz yeniden bu projeye sahip çıkar.

Kamudan beklentileriniz nelerdir?

Bu dönemde kamudan beklentilerimiz noktasında ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Pandemi sürecinde herkes kendi işini yapmak zorunda. Örneğin siz endüstriyel yemek üretiyorsanız, işletmelere ve kamu kurumlarına bu hizmeti sizin vermeniz gerekiyor. Bakanlıktan aldığınız lisans ile birlikte üretimi yapmalısınız. Bilgisayar ihtiyacı olan bir tekstil fabrikası, kendisi bilgisayar üretmiyor, gidip en iyi bilgisayarı üretici firmadan alıyor. Aynı şekilde hiçbir işletme kendi yemeğini yapmayacak, o hizmeti sunan firmalardan satın alacak. Kamu kurumları da kendi yemeğini kendi yapan firmalara karşı bir mücadele içinde olacak. Böylelikle güvenli ve sağlıklı yemek üretmiş olacağız.

Burada şöyle bir sorun daha var. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmen evlerimiz, sadece öğretmen ağırlamıyorlar. Öğretmenler için yemek de yapıyorlar. Endüstriyel yemek işletmeleri olarak öğretmenlerimizin yemeğini biz yapmaya hazırız. Aynı sorun taşımalı eğitimde de var. Bu durum İstanbul’da çok hissedilmiyor ama taşımalı eğitimin olduğu taşradaki meslektaşlarımızın önemli bir pazarı kaybolmuş durumda. Sayın Milli Eğitim Bakanımız, lütfen herkes kendi işini yapsın, biz yemeğin en iyisini yaparız. Okullarda, öğretmen evlerinde en iyi yemeği Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu’nun çıtası altındaki üyeler yapar. TOBB’a bağlı tüm lisanslı firmalarımıza da biz kefiliz. Siz öğretmenimizi misafir edin, sizin işiniz yemek yapmak değil. O yüzden herkes kendi işini yapsın diyoruz.

Her sektörde olduğu gibi endüstriyel yemek sektörü içinde de sorunlu işletmeler olabilir. Ama sanayi odaları olarak bu tür işletmelere yaptırım gücümüz yok. Bakanlık bunu kendisi araştıracak, cezai yaptırımı kendisi uygulayacak. Biz geçmiş dönemde tabela okuyup ihbar ediyorduk bu tür firmaları ve ceza almalarını sağlıyorduk. Ama biz kolluk kuvveti değiliz. Bu konuda bakanlıklara yardımcı olmaya hazırız.

Gıda fiyatlarında yaşanan artışla ilgili nasıl bir önlem alınmalı?

Maalesef gıdada fahiş bir artış söz konusu. Gıda enflasyonu ile reel enflasyon eşdeğer gitmiyor. Gıda sektöründe şu an enflasyon oranı yüzde 22’lerde. Bir de bunun fırsatçıları var. Ticaret Bakanlığı nasıl ‘piyasa gözetim ve denetim’i kapsamında zincir marketleri denetleyip fahiş fiyat artışı yapanları ifşa ediyorsa, gıda üretenler ve toptancılar da denetlenmeli. Daha dün 130 liraya aldığımız yağın kilosu bugün 160 liraya çıkıyor. Marketlerde olduğu gibi gıda toptancıları ve gıda üretim tesisleri de denetlensin.

Sektör olarak diğer sıkıntılarınız neler?

Yasa gereği endüstriyel yemek firmalarından her gün şahit numuneler alınıyor. Bir gıda zehirlenmesi olduğunda bu numunelere bakılıp firmanın kusuru tespit ediliyor. Ama burada her üründen 250 gram numune alınıyor ve bu oran dünya standartların göre çok yüksek. Bu durum maddiyat olarak büyük bir yük getiriyor. 20 bin kişilik yemek üreten firmaya yılsonunda yaklaşık 180 bin lira yük getiriyor. Uluslararası alanda bu 100 gram. İkinci sorun ise israf. Alınan numuneler 3 gün sonra çöpe atılıyor.

Sorumlu gıda mühendisleri konusunda da sorunlarımız var. Her projemiz içerisinde ya gıda mühendisi ya gıda teknikeri ya da ziraat mühendisi olmak zorunda. Sorumlu gıda mühendislerinin dayatılmasıyla oluşan fahiş fiyat gıda sektörü için büyük bir problem. Piyasa kendi koşullarını kendi oluşturmalı. İşveren ile mühendisler arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle mahkemeler dolu. Biz bu durumu hem Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hem de Adalet Bakanlığı’nın ilgili birimlerine yazdık. Şu anda bunun mücadelesini veriyoruz.

Murat Barık’la Başkanlar konuşuyor programı’nın konuğu Hüseyin BOZDAĞ

 Murat Barık’ın hazırlayıp sunduğu Taaf Medya prodüksiyonunda gercekleştirilen “Murat Barık’la Başkanlar konuşuyor “programı’nın konuğu TOBB Sanayi konseyi üyesi ,İso meclis üyesi ,Hadımköy Arnavutköy SANAYİCİ İşadamları derneği Başkanı Hüseyin BOZDAĞ Sanayi ,İstihdam,üretim ,güç birliği ekonomi ,yaşam,gastronomi ve bir çok detayın paylaşıldığı Programda Youtube Pekey kanalında Canlı yayında sizlerle birlikte olduk